27 Haziran 2016 Pazartesi

Salinger'ın Klişesi


Salinger hakında 2013 yılında hazırlanan belgeseli izlerken dikkatimi çeken önemli bir detaydan bahsedeceğim. Sıkı durun. Jerome David Salinger, hayatına aldığı kadınları hep aynı tarzda sevmiş meğer. Onları genellikle inziva halinde yaşadığı eve götürüp önce biraz mısır patlatmış, sevdiği eski filmleri izletmiş ve kocaman salonda tv'de çalan şarkıyla dansa kaldırıp uzun uzun dans etmiş onlarla. Fakat kendisine haz, ilham, hatta çocuk vermiş olmalarına rağmen neredeyse hiçbir kadın yazı tutkusunun önüne geçememiş. Belgeselde zamanında Salinger'la ilişkisi olan ve hala hayatta kalmayı başaran kadınlar (acımasız bir ifade oldu kabul ediyorum) konuşuyorlar. Onları sırasıyla dinlerken bu benzerlik fazlasıyla göze çarpıyor. 

J. D. Salinger, iyi bir asker, iyi bir yazardı. Mutlaka bir kez delice sevmişti. Fakat ben onun bir türlü doğru kişiyi bulamadığına inanıyorum. Çünkü önüne çıkan her kadında neredeyse aynı taktiği uygulamış. Yani hayatına aldığı insan sayısı kadar kendini tekrarlamış. Ve başta eşsiz, özgün, müstesna olan sevme tarzı, zamanla kocaman, üzücü bir klişe halini almış.

Salinger'ın klişesi, aslında bir çoğumuzun klişesi.  Doğru kişiyi bulamayan herkesin klişesi.





Albüm kapağındaki görsel Bohyun Hoon'a ait. İnsan bedeni üzerine yerleştirilen ve giyotini andıran aynalar, The National'ın giyotini andıran şarkılarıyla uyum içinde.

23 Haziran 2016 Perşembe


"all the world astounds me and i think i understand 
 that we’re going to keep growing, wait and see." 

22 Haziran 2016 Çarşamba

"what is the use of talking
 and there is no end of talking
 there is no end of things in the heart."

19 Haziran 2016 Pazar



Nick Drake, from Keith Morris’s archive

Geride yaşanacak pek bir şey kalmayana dek yaşayanlar, nihayet olabildikleri şey olarak yaşlanır ve ölürler. Fakat sen, sevgili Nick, genç ve güzel bir ihtimal olarak kalacaksın. Daima yirmi altı yaşında, tüm zamanların dışında.

18 Haziran 2016 Cumartesi

Pier Paolo Pasolini, "The Gospel According to St. Matthew" filmi çekimleri için Basilicata'da. 

Filmi izlerken bölgenin yani Basilicata'nın 1960'lardaki hali inanılmaz etkilemişti beni. Pasolini de, karşılaştığı manzaranın saflığından, bitişik nizam yapıların pürüzlü dokusundan ve orada yaşayan insanların özgün hallerinden oldukça etkilenmiş olmalı. Mesela yukarıdaki fotoğrafta bana kalırsa dalgın ya da düşünceli bir Pasolini değil,  eşsiz bir manzara karşısında büyülenmiş bir Pasolini var.
"Müziğin bir süsten, bir oyuncaktan, boş hayatlarınızı süsleyen sesli bir duvar kağıdından daha fazla bir şey olduğu bilmem hiç aklınıza geldi mi krallar, kraliçeler, asilzadeler?"

- Anthony Burgess, Mozart & The Wolf Gang

17 Haziran 2016 Cuma


They went home and told their wives,
that never once in all their lives,
had they known a girl like me,
But... They went home.

They said my house was licking clean,
no word I spoke was ever mean,
I had an air of mystery,
But... They went home.

My praises were on all men's lips,
they liked my smile, my wit, my hips,
they'd spend one night, or two or three.
But...

-They Went Home, Maya Angelou

15 Haziran 2016 Çarşamba


"İnsanların, aralarındaki masa sayesinde bile olsa herhangi bir bağ kurmaları, şanstır."

11 Haziran 2016 Cumartesi

"Beneath my hands
your small breasts
are the upturned bellies
of breathing fallen sparrows."

(Ellerimin altında
Küçük göğüslerin
Daldan düşmüş nefes nefese serçelerin
Yukarı bakan karınları)

- Leonard Cohen, Beneath My Hands


6 Haziran 2016 Pazartesi



"İnsanı kendi içinde kapalı tutan, çevresine aşılmaz duvarlar ören, hatta, sanki toprağa gömen şey nedir her zaman bilemeyebilir ama gene de bir takım parmaklıkların, kapalı kapıların, duvarların varlığını hissederiz. Bütün bunlar hayali mi, kafamda uydurduğum fantaziler mi? Sanmıyorum. Sonra soruyorum kendi kendime: "Tanrım! Daha çok sürecek mi bu? Hep mi böyle sürüp gidecek? Sonsuzluğa dek mi? Kişiyi bu esaretten çekip kurtaran nedir bilir misin? Çok derin ve ciddi sevgi. Dost olmak, kardeş olmak, sevmek... En üst erk ile, sanki sihirli bir güç ile hapishanenin kapısını açan bu işte. Bu olmadı mı insan ömür boyu hapiste yaşıyor...

Duygu birliğinin yeniden doğduğu yerde yaşam yeniden başlar."

Van Gogh - Theo'ya Mektuplar

4 Haziran 2016 Cumartesi

"Derler ki, diğer tanrıları ve yaratılmış gerçekliği eleştiren Yunan tanrısı Momus, balçıktan yaptığı insanın kalbine, tüm duygu ve düşünceler kolayca gün ışığına çıkabilsin diye bir pencere koymadığı için Vulkan'ı suçlamış. Tristram Shandy amcası Toby'nin karakterini tasvir ederken işte bu mite göndermede bulunur. Eğer bir Momus penceresi açılmış olsaydı, "bir adamın karakterini öğrenmek için bir iskemle alıp yavaşça, dışarıdan bakınca içi görünen bir arı kovanına yaklaşır gibi yaklaşmak ve bakmak yeterli olacaktı - çıplak ruhunu izlemek için..."